GLOKOM 

Halk arasında “Göz Tansiyonu” ya da “Karasu Hastalığı” olarak bilinen glokom, göz içi basıncının sıklıkla yükselmesi nedeniyle görme sinirinin zarar görmesidir. Buna bağlı olarak kişinin görme alanı yavaş yavaş daralır. Kendini hastalığın en son aşamalarında fark ettiren sinsi bir hastalık olan glokom, geç tanı konulduğunda görme sinirinde onarılması mümkün olmayan ciddi tahribatlar oluşturabilmektedir. Glokomun öz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir; ancak göz içi basıncı yüksek olan herkeste glokom olabileceği anlamına gelmez. Glokomun genetik ile ilişkisi olabilir. Ailesinde glokom olan kişilerde gelişme riski daha yüksektir. Diğer bir deyişle, bir veya birden fazla gende bozukluk olabilir ve bu bireyler hastalığa karşı daha hassas hale gelebilir.                

Glokomun belirtilerini şu şekilde sıralamak mümkündür;

  • Sabahları belirginleşen baş ağrıları
  • Zaman zaman bulanık görme
  • Geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi
  • Televizyon izlerken göz etrafında ağrı

 Göz tansiyonu türlerine göre;

  • Açık açılı glokom
  • Dar açılı glokom

Olmak üzere ikiye ayrılır.

Glokom Tedavisi

Glokom detaylı bir göz muayenesi ile teşhis edilebilen bir rahatsızlıktır.  Tanı koymak için;

  • Göz içi basınç (GİB) ölçümü
  • Kornea kalınlığı (Pakimetrik) ölçümü
  • Bilgisayarlı görme alanı ölçümü
  • Optik sinir başı ve lifi ölçümü (ScanningLaser Oftalmoskopi) gibi yöntemler kullanılabilir.

Glokom halk arasında çok yaygın bir hastalık olmakla birlikte görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır. . Görme alanında glokoma bağlı belirgin hasar olmadıkça hasta bu kayıpların farkına varamaz. Bu nedenle düzenli aralıklarla göz muayenelerinin ve tetkiklerin yıllık periyodlarla yapılması önemlidir

Glokomun 3 farklı tedavi türü mevcuttur;

  1. İlaç Tedavisi

Öncelikle hastanın göz tansiyonu, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi çoğunlukla ameliyattır.

  1. Cerrahi Tedavi

Ameliyatla, gözün beyaz kısmında bir delik açılır. Dışarıdan görünmeyecek kadar küçük olan bu delikle, gözün içerisindeki fazla sıvı tahliye edilir. Ameliyat sonrası çoğunlukla glokom hastalığı ortadan kalkar. Bu durum tüm hastalarda mümkün olmamaktadır.

  1. Lazer Tedavisi

Göz tansiyonu tedavisinde lazer ışını ilk olarak, akut glokom krizi tedavisinde ve diğer gözün glokom krizine girmesinin engellenmesinde kullanılır.

İkinci olarak kronik glokom vakalarında, göz içinde yapılan sıvının dışa çıkışını kolaylaştırmak için lazer, süzgeç benzeri dışa akım kanallarına uygulanır. Lazerin göz tansiyonu tedavisindeki bir diğer kullanım alanı ise gözün dış kısmındaki renkli kısmın çevresindeki beyaz bölgeye lazer uygulanılmasıdır. Amaç, bu kısmın iç tarafında bulunan ve göz suyunu salgılayan bölgenin tahrip edilerek göz suyu üretiminin azaltılmasıdır.

SLOGAN: Gözünüze Gözümüz Gibi Bakıyoruz

KATARAKT

Katarakt, göz bebeğinin arkasında bulunan ve görmeyi sağlayan doğal göz merceğinin saydamlığını kaybederek matlaşmasıdır. Başka bir deyişle görüşün, buğulanmış bir camın arkasından bakıyormuşçasına bozulmasıdır. Katarakt, ilaçla veya gözlükle tedavi edilebilen bir rahatsızlık değildir. Kataraktın ilerlemesini durdurabilecek etkili bir yöntem yoktur ve oluşmuş bir kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Modern tekniklerin gelişimi ile günümüzde katarakt ameliyatları iğnesiz, narkozsuz, ağrısız yapılarak hasta aynı gün evine dönmektedir.                

Katarakt, orta yaş üstü kişilerde görülen bir göz hastalığı olmakla beraber;

  • Yeni doğan bebeklerde,
  • Şeker hastalarında,
  • Göze gelen fiziksel darbeler sonrasında,
  • Uzun süreli kortizonlu ilaç kullananlarda görülebilen bir göz hastalığıdır

Tedavi Süreci

 Katarakt Ameliyatı öncesinde hastanın öncelikle detaylı bir göz muayenesinden geçmesi gerekmektedir. Her hastanın gözü bu tip bir ameliyata uygun olmayabilir. Kataraktı olan hastaların mesleki konumu, yaşı, sosyal aktivitesi, okuma alışkanlığı, entelektüel düzeyi de hasta seçiminde önem taşımaktadır. Uygun hasta seçimi, uygun teknik, ameliyatın gerçekleştirildiği kurumun ve hekimin tecrübesi ve tabiî ki doğru mercek seçimiyle yapılacak bu ameliyatlarda tıbbi başarı mümkündür.

Katarakt tedavisi, mikrocerrahi gerektiren çok önemli bir ameliyattır. Ameliyatın başarısını hekimin tecrübesi, ameliyatın gerçekleştirildiği ameliyathane sterilizasyonu, kullanılan malzemenin kalitesi ve sterilizasyonu doğrudan etkiler. Katarakt tedavisi çok hassas bir süreçtir

Katarakt ameliyatında gözde bulunan rahatsızlığın türüne yapılması gerekilen müdaheleye göre;

  • Femtosaniye Lazerle Katarakt
  • Fako Yöntemiyle Katarakt
  • Göz İçi Kullanılan mercekler

Şeklinde çeşitlilik göstermektedir.

FEMTOSANİYE LAZERLE KATARAKT

Ameliyat esnasında göz, damla yardımıyla bölgesel olarak uyuşturulur, bu şekilde ameliyat narkozsuz, iğnesiz, bıçaksız ve ağrısız olarak gerçekleştirilir hasta bir ağrı veya acı çekmez . Bıçaksız katarakt ameliyatı olarak da adlandırılan “Femtosaniye Lazer” adı verilen lazer teknolojisiyle ameliyatın en önemli aşamaları bıçak kullanılmadan yapılmaktadır. Bu yöntemle komplikasyon riski önemli oranda düşer.

LASIK

Lazer tedavisi, gözde oluşan miyop, hipermetrop ve astigmatın tedavisinde kullanılan ve reaktif cerrahide bütün dünyada uygulanan en yaygın yöntemdir. Lazer ameliyatına uygun olmayan gözler için kişiye özel göz içi lens değişimi ameliyatları uygulanmaktadır.

Lasik Yöntemi LASIK tedavisi miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının Excimer lazer ile düzeltilmesidir. Bu yöntem halk arasında “göz çizdirme” olarak bilinmektedir. Miyopi uzağı, hipermetropi yakını net görememektir. Astigmatizma ise göze gelen ışığın retinada birden çok noktaya düşmesine bağlı olarak çarpık ve kırık görmektir. Göz lazer ameliyatında kornea dokusuna lazer ile yeniden şekil verilerek miyopi, hipermetropi ve astigmatizma gibi kırma kusurlarının tedavisi amaçlanmaktadır. Günümüzde lasik yöntemi en çok tercih edilen lazer tedavi yöntemlerden bir tanesidir. Bu tedavi öncesinde oldukça geniş çaplı bir tanı çalışması gerçekleştirilir.

Ameliyat öncesi muayene aşamasında gerçekleştirilen adımlar şu şekildedir;

  1. Tetkikler
  2. Muayene
  3. Damlalı göz muayenesi
  4. Ameliyat Karar

Tedavi öncesi

Hastanın tedavi günü yemek yemesinde hiçbir sakınca yoktur.

Hasta sadece;

  • Göz makyajı yapmamalı,
  • Parfüm kullanmamalı,
  • Kan sulandırıcı ilaçlar içmemelidir.

Tedavi sırası

Lasik tedavisi her bir göz için yaklaşık 4-5 dakika kadar sürer, ağrı ve acı hissedilmez. Hastanın tedavi boyunca rahat olması ve doktorun talimatlarına uyması çok önemlidir. Hasta, tedavi bittikten sonra lazer odasından gözleri bandajlanmadan çıkar.

Tedavi sonrası

Lasik tedavisi tamamlanan hasta, yaklaşık yarım saat süre ile bekletilir ve kontrol muayenesine alınır. Hasta, bu kontrolden sonra hastanemizden ayrılabilir. İlk gün; bulanık görme ve gözlerde 3- 4 saat batma, yanma ve sulanma olması normaldir. İlaç kullanımına doktorun tavsiye ettiği şekilde dikkat edilmesi gerekmektedir. Lasik tedavi sonrası baş ağrısı hissedilmesi durumunda kan sulandırıcı özelliği olmayan bir ağrı kesici alınabilir

Tedaviden Sonra Günlük Yaşama Ne Zaman Geçilebilir?

Lasik tedavinin ardından hasta genellikle ertesi gün gündelik hayatına dönebilmektedir. Tedavi sonrasında doktorun tavsiye ettiği şekliyle ilaç kullanımı ameliyatın kendisi kadar önem taşımaktadır. Tedavi sonrasında hastaların bir süre düzenli olarak güneş gözlüğü kullanması şiddetle tavsiye edilmektedir. Ayrıca gözün enfeksiyondan korunması adına yaklaşık 20 gün boyunca havuza veya denize girilmemesi gerekmektedir. Birinci aydan sonra arzu ederseniz, kozmetik amaçlı renkli lensleri kullanmaya başlayabilirsiniz.

Kimler Lasik Yöntemi İle Tedavi Olabilir?

  • 18 yaşın üzerinde olan, gözlük veya lens kullananlar,
  • Göz dereceleri son 1 yılda 0,50 diyoptriden fazla değişmemiş olanlar,
  • 10 diyoptriye kadar miyopisi olanlar,
  • 6 diyoptriye kadar astigmatı, +4 diyoptriye kadar hipermetropisi olanlar,
  • Kornea dokusu kalınlığı yeterli olanlar,
  • Diyabet, romatizma gibi sistematik hastalığı bulunmayanlar,
  • Gözlerinde başka herhangi bir hastalık (kornea sivrileşmesi, göz tansiyonu vb.) bulunmayanlar,
  • Yapılacak ön muayene ve tetkikler neticesinde, göz yapısı ameliyata uygun bulunan kişiler lazerle tedavi edilebilmektedir.

SLOGAN: YENİ BİR BAKIŞA NE DERSİNİZ ?

VİTREKTOMİ
 

Gözün içerisini dolduran jel kıvamında ki maddeye vitre adı verilmektedir. Bazı durumlarda hassas yapı da ki damarlar vitre içerisinde kanamaya neden olabilirler. Bu kanamanın sonucu olarak gözün görüşü tamamen kapanabilmektedir. Vitre de biriken kanın çekilmesi uzun bir zaman alabilmektedir. Kanın beklenen zamanda çekilmemesi durumunda tercih edilen tedavi yöntemi Vitrektomi Ameliyatıdır.                

İnsan gözünün 3/2’si vitreus denilen jel kıvamında ki maddenden oluşmaktadır. Bu madde gözün anatomik yapısının korunmasına da fayda sağlamaktadır. Bu dokunun yani gözün arka bölümündeki hastalıklarda ya da kanamalarda kullanılan ameliyat tekniklerine “Vitrektomi Ameliyatı (Retina Cerrahisi)” adı verilmektedir. Nasıl Yapılır? Göz içerisinde oluşan kanamalar, iltihaplanmalar, yabancı cisimlerin göze temas etmesi gibi durumlarda vitreusun bulunduğu bölgeye müdahale edilmesi gerekilen durumlarda Retina Cerrahisi yöntemine başvurulur. Bu cerrahi operasyonda vitreus jelinin boşaltılması gerekebilmektedir. Vitrektomi ameliyatı esnasında vitreus jeli yerine göz içi salgısal sıvısı olarak adlandırılan hümor aköz jeli doldurulmaktadır.

Vitrektomi Cerrahisi gerekli olduğu durumlarda müdahale gerçekleştirilmezse hastada kalıcı görme kaybı gibi problemlerle karşılaşılabilinir.

Vitrektomi ameliyatı gerektiren rahatsızlıklar şu şekilde sıralanmaktadır;

  • Şeker hastalarında meydana gelen göz hastalıklarında
  • Göz içi kanamalarda
  • Görme merkezinde meydana gelen kırışıklarda
  • Görme merkezinde oluşan deliklerde
  • Gözün sinir ağı (retina) tabakasında meydana gelen kopmalarda
  • Sinir ağında (retina) meydana gelen zar oluşumunda
  • Göz içine giren yabancı cisim çıkartılmasında
  • Göz yaralanmasında
  • Katarakt ameliyatı sonrası oluşan enfeksiyonlarda
  • Katarakt ameliyatı sonrasında göz içinde lens parçaları  kalması durumunda

Ameliyat Süreci

Günümüzde vitrektomi ameliyatlarında ameliyatın amacına uygun olarak geliştirilmiş vitrektomi cihazları kullanılmaktadır. Ameliyat mikroskobu altındaki gözün rahat bir şekilde görülebilmesi için kontakt, nonkontakt görüntüleme sistemleri ve lazer cihazları kullanılmaktadır.

Vitrektomi Ameliyatı genel ya da lokal anestesi kullanılarak yapılabilen bir cerrahi işlemdir. Retina Cerrahisinde gözün önünde bulunan beyaz kısımda ki sklera adı verilen bölgelere yapılan kesilerle gerçekleştirilir. Bu kesi girişlerinden bir tanesinden göz içi basıncın dengelenmesi için sıvı verilmektedir.

Vitrektomi Ameliyatı Sonrası İyileşme

 Vitrektomi ameliyatında verilen gazın türüne göre iyileşme süresi 2 ile 6 hafta arasında değişebilmektedir. Ameliyat sonrasında her hafta görme alanı genişler ve hasta göz sağlığına kavuşur.

Ameliyat Sonrası Görülebilecek Komplikasyonlar

  • Yeniden Kanama Yaşanması
  • Katarakt Gelişiminde Hızlanma
  • Retina Damarının Tıkanması
  • Körlük
  • Retinanın Yerinden Ayrılması

Ameliyat sonrasında komplikasyonların oluşmaması ve iyileşme sürecinin hızlı ilerlemesi için hastaların doktorların önerilerine uyması önem taşımaktadır. Bu noktada verilen ilaçların doğru kullanılması ve hastaların göz travmalarından kaçınması gerekmektedir.

SLOGAN: GÖZÜNÜZ BİZE EMANET